Bedbaht bir doktor, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'ın pederi varmış diye  divanecesine bir tevil ile bir âyetten kendine güya şahid gösteriyor.  

   O bîçare adam bir zaman huruf-u mukattaa ile bir hatt icadına çalışıyordu. Hem pek hararetli çalışıyordu. O vakit anladım ki;  
o adam zındıkların tavrından hissetmiş ki hurufat-ı İslâmiyenin kaldırılmasına teşebbüs edecekler. O adam güya o seyle karşı bir hizmet edeceğim diye çok beyhude çalışmış. Şimdi bu mes'elede ve hem ikinci mes'elesinde yine zındıkların esasat-ı İslâmiyeye karşı müdhiş hücumunu hissetmiş ki, böyle manasız tevilat ile bir musalaha yolunu açmak istediğini zannediyorum.  
اِنَّ مَثَلَ عِيسَى عِندَ اللّٰهِ كَمَثَلِ آدَمَ 
gibi nusus-u kat'iyye ile Hazret-i İsa Aleyhisselâm pedersiz olduğu kat'iyyeti varken, tenasüldeki bir kanunun muhalefetini gayr-ı mümkün telakki etmekle, vâhî tevilat ile bu metin ve esaslı hakikatı değiştirmeğe teşebbüs edenlerin sözüne ehemmiyet verilmez ve ehemmiyete değmez. Çünki hiçbir kanun yoktur ki, şüzuzları ve nadirleri bulunmasın ve haricine  çıkmış ferdler bulunmasın. Ve hiçbir kaide-i külliye yoktur ki, hârika ferdler ile tahsis edilmesin. Zaman-ı Âdem'den beri bir kanundan hiçbir ferd şüzuz etmemek ve haricine çıkmamak olamaz.  
   Evvelâ: Bu kanun-u tenasül, mebde' itibariyle ikiyüz bin enva'-ı hayvanatın mebde'leriyle hark edilmiş ve nihayet verilmiş. Yani en evvelki pederleri âdeta Âdem'leri hükmünde ikiyüz bin o evvelki pederleri kanun-u tenasülü hark etmişler. Peder ve vâlideden gelmemişler ve o kanun haricinde vücud verilmiş.  
   Hem her baharda gözümüzle gördüğümüz yüz bin envaın kısm-ı a'zamı hadsiz efradları kanun-u tenasül haricinde -yaprakların yüzünde, taaffün etmiş maddelerde- o kanun haricinde icad edilir.  
   Acaba mebdeinde ve hattâ her senede bu kadar şâzlarıyla yırtılmış, zedelenmiş bir kanunu, 1900 senede bir ferdin  şüzuzunu aklına sığıştıramayan ve nusus-u Kur'aniyeye karşı bir tevile yapışan bir akıl, kaç derece akılsızlık ettiğini kıyas et.  
   O bedbahtların kanun-u tabiî tabir ettiği şeyler, emr-i İlahî ve irade-i Rabbaniyenin küllî bir cilvesi olan âdetullah kanunlarıdır ki, Cenab-ı Hak o âdâtını bazı hikmet için değiştirir. Her şeyde ve her kanunda irade ve ihtiyarının hükmettiğini gösterir. Hârikulâde bazı ferdlerde hark-ı âdet eder.  
اِنَّ مَثَلَ عِيسَى عِندَ اللّٰهِ كَمَثَلِ آدَمَ 
fermanıyla bu hakikatı gösterir.  Bediüzzaman 
Kaynak: havadisinuriye.com
abdulkadir atik 4 yıl

dün bir tıp lı kardeş mevzuu etmişti Allah razı olsun teşekkürler...