Cübbeli Ahmet Hoca'nın Üstadı Rüyada Görmesi

Cübbeli Ahmet Hoca, Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri'ni rüyasında gördüğünü ifade etmişti.

Rüya Şöyle;
Üstad Bediüzzaman Hazretleri'ni rüyamda gördüm ki onun bazı tafsilatını şöyle hatırlıyorum. Kendisi bir tutam sakallı, cübbeli, şalvarlı ve sarıklı idi, günlerden cuma imiş, ben kendisiyle bulunduğumuz evden çıkıp cumaya gidecekmişiz. İçimden cebimde bulunan yarım şişe ud kokusunu kendisinin benden isteyeceği, istemeden bunu kendisine verme düşüncesi geçerken, tam cebimden kokuyu çıkarıyordum ki istedi, şişeni tıpası gevşek olduğundan bir damla yere damladı, koku Seyyid İbrahim Hazretleri'nin gerçekte bana hediye etmiş olduğu çok kaliteli bir kokuydu. Ben kendisine tıpayı sağlamlaştırmasını aksi halde cebine döküleceğini bildirdim.
 
Tam camiye çıkarken elinde asası ayakta duruyordu ki ben "Efendim! Sizin Yahudi-Hristiyanların cennete gideceğine dair bir beyanınız oldu mu?" diye sordum. Mübarek hiddetlenerek "Bunu nereden çıkarıyorlar, olur mu öyle şey?!" dedi. Sonra cami yoluna yürüdüğümüzü de gördüm, sonrasını hatırlamıyorum.
 
Ud kokusu cennetten gelme olduğu için çok hayırlı tabiri vardır, Seyyid Hazretleri'nin kokusu olması üstad Hazretleri'nde de seyyitlik olduğuna delalet edebilir, bu konuda bir bilgim yoktur, araştıran bana bildirebilir.
 
"İyilerin kasesinden yerin de nasibi vardır" şeklinde "Mektubat"ta da geçen beyite göre mübarek zatın keremine, cömertliğine işaret eder. Sorduğum soru ve aldığım cevap zaten tabire muhtaç değildir.

En büyük günahlardan biri rüyaya yalan katmaktır. Vefat etmiş kimseler hakiki alemde oldukları için beyanları esastır, orada yalan söyleyemezler. Zaten böyle alim, fazıl zevat yaşarken de yalan söylemedikleri için onların sözleri tamamen hakikattir. Günün cuma oluşu, cem, cemaat, toplanma, birlik, gören kişinin muradıyla buluşması manaları taşır.
 
Rüyayı gören kişi olarak bu müjdelerden benim de nasibim olsa gerektir. Bu rüyamı annemin cenazesinde o izdiham içerisinde üstad Hazretleri'nin yakın talebesi olan baba dostum Mehmet Fırıncı Abi'ye anlatmak nasip oldu, çok sevindi, tebrik etti, rüyamın vakıa mutabık olduğunu ve üstad Hazretleri'nin görüşünün Müslüman olmayanın cennete giremeyeceği yönünde olduğunu beyan etti. Aşığın fikri neyse zikri oymuş.
 
Siz beni uçar kaçar görüyorsunuz ama benim derdim Ehl-i Sünnet itikadı olduğu için ben kendimi bu şekilde soru sorarken görüyorum. Rabbim üstad Hazretleri'ne de ğarka-i ğarik rahmetler eylesin, derecesini ali eylesin. amin!"

Peki Bediüzzaman Hazretleri Bu Konuda Ne Demişti ?

Mektubat Adlı Eserin '26. Mektub' Bölümünden

Saniyen: Mektubunuzda "Mücerred  'La İlahe İllallah'(1) kafi midir? Yani, 'Muhammedün Rasulullah'(2) demezse ehl-i necat(kurtulanlardan) olabilir mi?" diye, diğer bir maksadı soruyorsunuz. Bunun cevabı uzundur. Yalnız şimdi bu kadar deriz ki:

Kelime-i şehadetin iki kelamı birbirinden ayrılmaz, birbirini ispat eder, birbirini tazammun eder, biri birisiz olmaz. Madem Peygamber Aleyhissalatü Vesselam Hatemü'l-Enbiyadır, bütün enbiyanın varisidir. Elbette bütün vusul yollarının başındadır. Onun cadde-i kübrasından hariç hakikat ve necat yolu olamaz. Fakat Bazen oluyor ki, cadde-i Ahmediyede (a.s.m.) gittikleri halde, bilmiyorlar ki cadde-i Ahmediyedir ve cadde-i Ahmediye dahilindedir.
 
Hem Bazen oluyor ki, Peygamberi bilmiyorlar; fakat gittikleri yol, cadde-i Ahmediyenin eczasındandır.Hem Bazen oluyor ki, bir keyfiyet-i meczubane veya bir halet-i istiğrakkarane veya bir vaziyet-i münzeviyane ve bedeviyane suretinde, cadde-i Muhammediyeyi düşünmeyerek, yalnız 'La İlahe İllallah' onlara kafi geliyor.

Fakat bununla beraber, en mühim cihet budur ki: Adem-i kabul başkadır, kabul-ü adem başkadır(Kabul etmemek başkadır,inkar etmek başkadır).

Bu çeşit ehl-i cezbe ve ehl-i uzlet veya işitmeyen veya bilmeyen adamlar, Peygamberi bilmiyorlar veya düşünmüyorlar ki kabul etsinler. O noktada cahil kalıyorlar. Marifet-i İlahiyeye karşı yalnız 'La İlahe İllallah' biliyorlar. Bunlar ehl-i necat olabilirler.

Fakat Peygamberi işiten ve davasını bilen adamlar onu tasdik etmezse, Cenab-ı Hakkı tanımaz. Onun hakkında yalnız 'La İlahe İllallah' kelamı, sebeb-i necat olan tevhidi ifade edemez. çünkü o hal, bir derece medar-ı özür olan cahilane adem-i kabul değil; belki o kabul-ü ademdir ve o inkardır. Mu'cizatıyla, asarıyla kainatın medar-ı fahri ve nev-i beşerin medar-ı şerefi olan Muhammed Aleyhissalatü Vesselamı inkar eden adam, elbette hiçbir cihette hiçbir nura mazhar olamaz ve Allah'ı tanımaz. Her ne ise, şimdilik bu kadar yeter.


(1) Allah'tan başka ilah yoktur.
(2) Muhammed (s.a.v) onun Resuludur.
Kaynak : Risale Haber
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.