06.03.2016
Sao Paolo - Brezilya
Esselamu Aleykum Ve Rahmetullahi ve Berekatuh
Evvelen: Seksen küsur sene manevi ve bâki bir ömrü kazandırmak sırrını taşıyan şuhur-u selâsenizi ve leyle-i Regaibinizi bütün ruhumuzla tebrik ediyoruz.
Üstadımız Bediuzzaman Said Nursi Hazretlerinin mutlak vekili Hüsnü Bayram Ağabeyimizin Latin Amerika’ya ilk ziyaretinden iki yıl sonra yaklaşık bir ay süren Arjantin, Şili, Bolivya, Peru, Ekvador, Kolombiya, Meksika ve Brezilya olmak üzere tam sekiz ülkeyi kapsayan ikinci Güney Amerika seyahati nurlu ve unutulmaz hatıralarla başladı. 
Bu seyahatinde kendisine Filipinlerde Muhammed Rıza Derindağ ile Avustralya’da nur hizmetleri ile meşgul olan Ahmet Erdem Ağabeyler eşlik ettiler.
Yirmi saate yakın uzun bir yolculuktan sonra ilk durak Arjantin’de ve önceki seyahatte uğradığımız bütün ülkelerde hem latin müslümanlar hem de bu ülkelerde yaşayan türk kardeşlerimizle feyizli, bereketli dersler ve hiç bitmesin dediğimiz nurlu sohbetler yaşadık. İstisnasız her ülkedeki camiileri ziyaret edip, oradaki müslüman kardeşlerimizle hasb-ı hal edip nur derslerinden okuduk ve İslam merkezleri başkanları ile görüştük. Hüsnü Ağabey bu asırdaki ruhi, kalbi hastalıkların çaresinin Kur’an-ı Kerim’in manevi bir mucizesi olan Risale-i nur’u okumakta bulunduğunu ve bu hakikatlerin latin amerika insanlarına ulaştırmak için beraber çalışmanın ehemmiyetinden bahsettiler.
Her günü ayrı ayrı hizmetlerle geçen seyahatte Risale-i Nur meslek ve meşrebi noktasında en ince meseleleri üstad zamanında yaşanan hadiseler ve Risale-i Nurda geçen düsturlarla gayet derecede açık ve net olarak önümüze seren Hüsnü Ağabey, lisan-ı hali ile de en güzel bir tarzda bizlere örnek oluyor, en tesirli dersi veriyordu. Öyle ki, Hüsnü Ağabey’i görenler onun hal ve etvarından, ibadetteki ciddiyetinden o kadar etkilenmişlerdi ki, kendi aralarında şöyle konuşuyorlardı. “Gördünüz mü! O yaşına rağmen yatsı namazının sünnetini terketmedi! Secdeleri nasıl da tam tam yapıyordu” diyorlardı.
Arjantinden sonra ikinci durağımız Şili idi. Hava alanındaki coşkulu karşılamadan sonra hem türk hem de şilili müslüman kardeşlerimizin katıldığı nur derslerimiz oldu. Latin Amerika’da hizmetin en güzel yanı bura insanın türklere karsı alakası ve nurlara olan ihtiyacından dolayı latin müslümanlarla beraber gayri müslimlerin de derslere devam etmesi ve bunların ekserisinin nur-u imanla nurlanmasıdır. Hüsnü Ağabeyimizin iki yıl önceki ziyaretinde olduğu gibi şimdi de islamiyetle şereflenenler oldu.
Bunlardan birisi de bir müddettir risale-i nurları okuyan, islamiyete geçmek için kısmen tereddüt halinde olan Arturo, şimdi ise Ertuğrul kardeşimizdi. Bir süredir müslüman olmayı düşündüğünü fakat bu fevkalede güzel an için beklediğine değdiğini söyleyen Ertuğrul kardeşimiz, Hüsnü Ağabey ile beraber kelime-i şehadet getirip müslüman oldu. Aslında Şili’nin yerli halkı mapuçolardan olan Ertuğrul kardeşimizin söyledikleri cay-ı dikkatti; “Bizler, bize zorla dayatılan hristiyanlık dinini benimsemedik fakat islamiyet, ikna yoluyla zorlamadan ve zor kullanmadan aklımızı ve kalbimizi kazandığı için hakiki ve halis dinin islamiyet olduğuna kanaat getirdik” 
Aynı gece derste bulunan ve bir müddettir nurları okuyan nakşi tarikatına müntesib Şilili Arifin kardeşimiz de evrad ve ezkarına devam ettiğini ama Risale-i Nurları da okuyarak istifade etmeye başladıktan sonra bilhassa ubudiyetinde daha bir derinleşme olduğunu ve zevk aldığını ifade etti.
Şili’de geçen yoğun ve bereketli programın ardından Bolivya ve Peru’ya gitmek üzere yola çıktık. Henüz az bir zaman önce açılan bu medreselerin adeta birer nur fabrikası hükmünde işlediğini sürurla müşahade ettik. Perulu ve Bolivyalı müslüman genç kardeşlerimizin uğrak mekanı haline gelen medreselerimizde her gün ve her gece derslerin olması, ekmek su gibi ihtiyaç hissedilen nurlardan azami istifade edildiğini görmek, hem Hüsnü Ağabeyimizi hem de herkesi derin bir sevince garketmişti. Hele aslen Perulu fakat Bolivyada hizmet eden Latin bir kardeşimizin güzel bir şekilde tesbihat yapması, hizmetteki ciddiyeti ve gayreti, bunu gören her nur talebesini duygulandırıyordu. Zira kuş uçmaz kervan geçmez Barla nahiyesinde Üstadımızın yazdığı nur risalelerindeki hakikatları okuyup, istifade edip bu nurların başkalarına ulaşması için gayret etmek her halukardarda takdire şayandı. Bu kardeşimiz peru’nun en ücra köşeleri hatta dağ köyü diyebileceğimiz yerlere bile giderek oralarda yaşayan köylülerle risale-i nur dersleri okuyor. Bin barekallah! Peru Medrese-i nuriyesinde de bir çok müslüman gençler gelip günlük manevi gıdalarını alıyorlardı. Bir kısmının ise Risale-i Nurları aslından yani türkçesinden gayet güzel bir şekilde okumak suretiyle istifade etmeleri ve bazılarının da türkçe konuşmaya başlaması dikkatimizi çekmişti. 
Bolivya’da ise bilhassa İslam merkezi ile olan kuvvetli ilişkiler, kısa zamanda ispanyolcayı çok güzel konuşmaya muvaffak olan kardeşlerimizin islam merkezi başkanı ile teşrik-i mesaide bulunması buralarda da nurların daha çok parlayacağının habercisiydi. Risale-i Nurların çok tesirli olduğunu ve Bolivya halkına ulaşması gerektiğini söyleyen Medine Şeriat Üniversitesi mezunu islam kültür merkezi başkanı Risale-i Nurlardan istifade etmek suretiyle hutbeler hazırlayacağını ve bu hutbeleri diğer orta ve güney amerika islam kültür merkezi ve camilerle paylaşıp onların da istifadesine sunacağı müjdesini verdi.
Bir yerden ayrılmanın hüznünü yaşarken vardığımız diğer ülkelerde bekleyen nur talebeleri, müşahade ettiğimiz hizmetler bu hüznümüzü ebedi sevinçlere tebdil ediyordu. Her yerde aynı şevk, aynı heyecan…ışıl ışıl parlayan gözlerde Risale-i Nur hizmetinde bulunmaklıktan gelen süruru görmek bizlere eşsiz bir lezzet vermişti…
Ekvador ve akabinde Kolombiyaya varmıştık. Henüz birkaç ay önce dershaneler açılmış olmasına rağmen Risale-i nurlar kendisine kalben ve ruhen ihtiyaç hisseden fıtri talebelerini bulmuş ve etrafında toplattırmıştı. Yerlisi, yabancısı bir şekilde Risalei Nurla hayatları kesişen insanlar, ondan istifade ettikten sonra adeta vücuduna öldürmeyen aksine canlandıran manevi bir elektrik verilmişcesine hizmete koşturuyorlardı. Farkında olsa da olmasa da adeta manevi bir  cehennemde yaşayan insanların yüzbinlercesinden birisine daha ulaşıp, sanki kollarından tutup çeker gibi islamiyet dairesine girmelerine vesile olmak ise herhalde bir insanın bu dünyada yaşayacağı en büyük mutluluklardan biri olsa gerek. Nasıl olmasın! Bir insanın ebedi hayatının kurtulmasına vesile olmak ve Allah’a ve Resul’une(sav) imanını ilan ederken dökülen gözyaşlarını görüp bu ana şahit olmak… Kelimelerin yetersiz kaldığı , hissiyatın tam manasıyle ifade edilmesinde zorlanılan anları yaşamak…Bunlardan birisi de Kolombiya’ya vardığımızın daha ikinci gününde orada yaşayan türk bir abimizin Kolombiyalı hanımının islamiyetle şereflenip yepyeni ve tertemiz bir hayata başlamasıydı. Bir müddettir islamiyeti araştıran, aklına takılan birkaç sorunun cevabını da Risale-i nurun mukni ve tesirli muvazenelerinden gelen izahlarla alan jenny ablamız, İslamiyeti artık tam olarak benimsediğini, Allah’ın varlığına ve birliğine ve Peygamberimizin(sav) nübüvvetine inandığını söyledi. Hemen sonrasında Yine Hüsnü Bayram ağabeyimiz ile beraber kelime-i şehadet getirerek hayatının en güzel karararını vermiş oldu. Daha da güzeli ise hususen risale-i nurla müslüman olan kardeşlerimizin hemen gayrete gelip bu iman ve Kur’an hakikatlerini başkalarına ulaştırabilmek için gayrete gelmeleriydi. Önceden Jenny şimdi ise Cemile Nur ismini alan bu ablamız da öğretmen olmak hasebiyle hemen eğitim alanında hizmete başlamış. Bogota’da bir lisede Ahlak bilgisi öğretmeni olarak çalışan samimi bir arkadaşı vesilesi ile haftada iki saat olmak suretiyle ahlak derslerinde Risale-i Nur’dan istifade edilmesi noktasında muvaffak olmuşlar. Aynı şehirde başka bir lisede benzer bir çalılşmanın başlatılması için de bizzat Hüsnü Bayram Ağabey ile beraber okul yönetimi ile görüştük. Muhammed Rıza abi bu eserlerin dünyanın yüzyirmi ülkesimde altmıştan fazla lisanda okunduğunu hatta Filipinlerde Risale-i Nur eksenli islami bir kitap hazırlandığını ve yüzbin kadar öğrencinin direkt olarak istifadesine sunulduğundan bahsetti. Hüsnü Ağabey de teolog olan okul müdürü Richard Moldonado’ya bu asırda yaşayan bilhassa gençlerin risalei nura çok muhtaç olduklarından ve Türkiyede yapılan benzer çalışmalardan bizzat bahsetti ve istifade ve değerlendirmeleri için risalei nurların ispanyolcalarından hediye ettiler. Gayet olumlu geçen görüşmeden müsbet cevap almayı umuyor, dualarınızı bekliyoruz. Cemile ablamız bu projenin Kolombiya’da ki bütün okullara ulaşmasını istiyor ve dua bekliyor, Allah hayırlı muvaffakiyetler nasip etsin, amin…
Hemen ertesi günü derse gelen başka birisi de yine Kolombiyalı juan kardeşimizdi. Daha içeriye adım atar atmaz Hüsnü Ağabey dedi ki, “senin siman ben müslümanım diyor” Hakikaten nurani bir simaya sahip olan Juan kardeşimiz hristiyan olmasına rağmen bizimle beraber namaz kılmayı arzu etti ve yatsı namazını yanındakileri takliden eda etmiş oldu. Sonrasında bizim Asa-yı Musa’dan okuduğumuz namaz dersine o da aynı risalenin ispanyolcasını takip ederek katıldı. Meleklerden bahseden bölümü okurken “siz de mi meleklere inanıyorsunuz?!” diyerek hayretini ifade etti. Biz de meleklere imanla beraber peygamberlere, kitaplara, ahirete iman gibi daha başka ortak noktaları nazara verdik. Çay sohbetindeki soru-cevap faslından sonra da daha fazla şüphesi kalmayan Juan şimdi ise Yahya kardeşimiz yine Hüsnü Ağabey ile beraber kelime-i şehadet getirerek müslüman oldu. Hüsnü Ağabey de kendisine dualar ederek Asa-yı musa Mecmuasını hediye etti.
Kolombiya’dan sonra ise Meksika’ya kısa bir ziyaretimiz oldu. Meksika’da yaşayan türkler ve meksikalı ihtida etmiş müslümanlarla tanışıp, risale-i nur’dan dersler okuduk. Burada da Hüsnü Ağabey risale-i nur’un bu zamandaki ehemmiyetinden bahsetti. Meksika city çok büyük bir şehir olduğundan burada merkezi bir yerde kolay ulaşım sağlanabilecek bir medrese açılabilmesi durumunda memnuniyetle dersleri takip edeceklerini söylediler, İnşaallah burada da tez zamanda hizmet edecek kardeşlerimiz suhuletle gelirler ve çölde kalan birisinin suya olan hasreti gibi burada risalei nurlara muntazır bu safi kardeşlerimizin imdadına yetişirler, amin…
Seyahatimizin son durağı ise Brezilya oldu. Yaklaşık ikiyüz milyonluk nüfusu ile, yüzölçümü olarak da avrupadan iki kat daha büyük olması hasebiyle adeta ayrı bir dünya olan Brezilya’da medreseye geldiğimizdede yeni müslüman olan brezilyalı kardeşleri görünce bizlerin de şevki arttı. Ayrıca büyük mecmualardan Sözler’den sonra Mektubat,h Lemalar ve Şualar!  mecmualarının da tercümelerinin bittiği haberini sevinçle aldık. Risale-i Nurlar’ın portekizce’ye tercümanı lübnan asıllı 74 yaşındaki Samir El Hayaki’yi kendi evinde ziyaret ettik. Son derece mütevazi ve cana yakın olan Samir El Hayaki’nin söyledikleri, elimizde türkçe olarak istifade edebildiğimiz Risale-i Nur eserlerinin kıymetini bir kez daha anlamamıza vesile oldu. Kelam, siyer, fıkıh gibi 120 islami kitabı portekizceye çeviren ve Brezilyada yaşayan müslümanlar arasında saygınlığı bulunan ve sözlerine çok ehemmiyet verilen Sami El Hayaki dedi ki, “Benim bütün bu tercümesini yaptığım islami kitaplar bir tarafa Risale-i Nur Külliyatı ise bir tarafa…Ben şimdi bu külliyatın tercümelerini bitirebilmek için Rabbim’den ömür istiyorum. Sonra ne olursa olsun…” Brezilya’nın en çok satan ve okunan gazetesi olan “Folyo De Sao Paulo” nun , dünyayı değiştiren kitaplar serisinde, kendi tercüme ettiği Kur’an-ı Kerim’in portekizce meali bu gazete tarafından okurlarına hediye edildiğini söyleyerek bize şevkli bir haber verdi. Yakın zamanda Tarihçe-i hayatın tercümesine başlayacak olan Samir abimizin hayırlısıyla muvaffak olmasını Rabbimiz nasip eylesin, Amin…
Seyehatimizin Brezilya durağının bir hususiyeti ise Üstadımızın Mutlak vekili Hüsnü Ağabeyimizin nezaretinde Arjantin, Şili, Bolivya, Peru, Ekvador, Kolombiya ve Brezilya medrese-i nuriyelerinde hizmet edenlerin iştirak ettiği dört günlük vakıf okumasıydı. Hüsnü Ağabeyin herbirerlerimizle ayrı ayrı şefkatkarane ilgilenip alaka göstermesi, gerek şahsi gerek hizmete müteallik en küçük meselelerimizle sanki o anda o meseleden daha büyük bir hadise yokmuşcasına kemal-i dikkatle dinlemesi, ve bize yol göstermesi hepimiz için hudutsuz bir şükür vesilesiydi. Elhamdulillahi haza min fadli Rabbi…
Bir ayın sonunda dakika gibi geçen rüya misal günlerin ardından yavaş yavaş ayrılık vakti geliyor, derin bir sessizlik ve tatlı bir hüzün kaplıyordu. Evet bu ayrılık muvakkattı ve Hüsnü Ağabeyin duasıyla yine ruhumuz ümit ve sevinçle doluyordu. “İnşaallah bu kısa görüşmelere bedel ebedi beraberlikler bizleri bekliyor.” 
Rabbim, Efendimiz (sav) e layık bir ümmet, Üstadımıza layık birer talebe, Ağabeylerimizin hüsn-ü zannına muvafık birer dava adamı olmayı bizlere nasip eylesin. Azami ihlas, sadakat, uhuvvet ve tesanüdle bu hizmetleri ifa etmeyi nasip eylesin, Amin, Amin, Amin…
     GUNEY AMERIKA NUR TALEBELERI
Muhammed 4 yıl

MaşAllah
ALLAH MUVAFFAK EYLESİN.
Allah razı olsun
Bize şevk verdiniz

ömer faruk ilhan 4 yıl

MaşaAllah tebrik ederiz.İman davasına hizmet etmenin muaccel mükafatı olarak hissettiğiniz ve ifade ettiğiniz hissiyatlar kabirden sonra ebedi ferah ve saadete nail olmanıza vesile olacak.
Allah sizlerden ebediyen razı olsun.