"Ben Ruslarla eskiden de harp ettim. Şimdi de onlarla çarpışmaya hazırım"


İsmail Hakkı Ünlü Ağabey anlatıyor;
1948 senesinde Ankara'da Genelkurmayda vatanî görevimi yapıyordum. Kore'ye asker gönderileceğini haber alınca, derhal gidip gönüllü olarak Kore'ye gideceğimi bilirdim. Beni ilk Kore Türk Tugayına gönüllü yazdılar. 

Kore'ye gitme zamanı gelince, bize üç gün izin vermişlerdi. Ben de memleketim olan Bolvadin'e ailemle vedalaşmaya gittim. Babam beni alarak, o zaman Emirdağ'da bulunan Üstad Said Nursî'ye götürdü. Ondan hayır dua almamı söyledi. 

Üstad bizi sevgi ve alâka ile karşıladı. Babamla birlikte ellerinden öptük. Üstadın babama hitaben ilk sözleri şunlar oldu: “Oğlun Kore'ye gidiyor, sen çok merak ediyorsun, üzülüyorsun. Hiç merak etme, üzülme. İnşaallah oğlun gidip gelenlerden olacak.”

Yine Üstad sözlerine devam ederek: “Hükümet Kore'ye 4500 kişilik asker gönderiyormuş, eğer bana da izin verseler, beş bin genç Nur talebelerimle gönüllü olarak, komünistlerle harp etmek için ben de giderdim.”

Gayet kararlı ve ciddi konuşan Üstad, bu arada eski gençlik hatıralarından da anlattı: “Ben Ruslarla eskiden de harp ettim. Şimdi de onlarla çarpışmaya hazırım. Hattâ o harplerde yaralanıp, esir düştüm. Kore'ye gitmekten korkma. İhlasını muhafaza et.”

Ben de: “Üstadım harbe nasıl niyet edeyim?” dedim. Cevaben bana: “Din-i İslâm uğruna, Allah için cihada... şeklinde niyet et” diye tavsiye etti. 

Bana dua etmesini istedim. “Oğlum duam umumîdir. Hepinize duacıyım. Harpte dahi namazını bırakma. Namazını bırakmamak şartıyla duacıyım” dedi.

Mücahidliğin mukaddes bir vazife olduğundan bahsetti. Bu konuda yazılmış küçük kitaplardan verdi. Bunları erlere ve kumandanlara dağıtmamı söyledi. Elini öperek huzurundan ayrıldık. İsmail Hakkı Ünlü Ağabey,

( Son Şahitler 3.Cild s.161)