Bir mesleği ana kaynaklarında mevcut olmayan tabirlerle açıklama çabaları daima bir problemin habercisi olmuştur. Kur’ân’ın inişinden on dört asır sonra piyasaya sürülen “Kur’ân İslâmı” sloganının ardında nelerin saklandığını şimdi hepimiz biliyor ve görüyoruz. Oysa ilk işitildiğinde bu söz kulağa ne kadar masum ve makul geliyordu! Bu dinin tartışılmaz kaynağı olan Allah kelâmı Kur’ân’a dayanan bir İslâm fikrine kim nasıl karşı çıkabilirdi ki? Fakat daha önceki yüzyıllar boyunca hiç telâffuz edilmemiş olan bu isim, âniden İlâhî bir ilham neticesi olarak birilerinin aklına düşmüş değildi. Birisinin elinde pazarlanacak birşeyler vardı, ama bunu Müslüman mahallesinde satışa sunabilmek için bir de etikete ihtiyaç vardı. Nitekim kimin ne olduğu anlaşılıncaya kadar pek çokları bu malı bu etiket altında aldı ve kullandı, hâlâ da kullanmaya devam edenler var.

***

Risale-i Nur gibi manevî tavzife dayanan ve bütün esasları, Risale-i Nur müellifi Bediüzzaman tarafından net ve kesin bir surette tesis edilerek arkadan gelenlere miras bırakılmış bulunan bir meslek içinde de farklı zihniyetleri pazarlamak isteyenler her zaman var olageldi ve bunlar, bu hizmetin bünyesine yabancı olan birtakım düşünce ve metodları, mûnis görünümlü tabirler altında saklayarak Nur talebelerine yutturmaya çalıştılar. “Zübeyrî çizgi” adıyla cemaat içinde sergilenen maskaralıklar, bu teşebbüslerin canlı bir örneğini teşkil ediyor.

Zübeyrî çizgi” Risale-i Nur’un bir ıstılahı mıdır?

Hayır.

Üstad’dan böyle bir tabir işitilmiş midir?

Hayır.

Bu isimle kendisine atıfta bulunulan Zübeyir Gündüzalp böyle bir tabiri kullanmış mıdır?

Hayır.

Üstad’ın talebelerinden böyle bir tabir sudur etmiş midir?

Hayır.

Üstad’ın diğer talebelerine buna benzer başka tabirler (meselâ Sungurî çizgi, Tahirî çizgi, Bayramî çizgi gibi) yakıştırılmış mıdır?

Hayır.

Peki, bu “çizgi”nin sahibi olduğu iddia edilen Zübeyir Gündüzalp’in, Üstad’ın diğer talebelerinden farklı olarak, gerçekten kendisine has böyle bir çizgisi var mıdır?

Hayır. Hayır. Hayır.

***

Eğer bir çizgiden bahsedilecekse, Zübeyir Gündüzalp’in de, Üstad’ın diğer talebelerinin de tek ve ortak bir çizgisi vardır, o da Risale-i Nur çizgisidir. Üstad Bediüzzaman yanında yetiştirdiği ve vâris olarak tayin ettiği talebelerine bu dosdoğru çizgiyi ders vermiş ve onları bu çizginin güvenilir bekçileri olarak arkasında bırakmış; onlar da Üstadlarının kendilerine tevdi ettiği bu emaneti tam bir liyakat ve sadakatle taşıyarak bugünlere ulaştırmışlardır. Zaten onlar İlâhî kaderin böyle bir dâvâyı omuzlamaya lâyık görerek Bediüzzaman’a arkadaş yaptığı kimselerdi.

Lâkin sonradan zuhur eden ve bu dâvâyı herkesten iyi yöneteceğini düşünen büyüklüğü kendinden menkul adamlar, kaderin bu tayinine razı olmadılar. Üstad’ın “Zannederdim ki, ben gittikten sonra, burada benim yerimde, bana ettikleri hürmeti onlara edecekler; bunlara ilişmek doğrudan doğruya bana ilişmektir” sözleriyle hukuklarını savunduğu talebelerini tenkitlerle, küçük düşürücü tanımlamalarla, tezyif ve tahkirlerle, boylarını kat kat aşan meydan okumalar ve edepsizliklerle birer birer eleyip kendilerince çürüttüler. Fakat onların hepsini birden çürütmek kendilerinin inanılırlıklarını bütünüyle ortadan kaldıracağı için, Üstad’ın talebelerinden bir tanesini, Zübeyir Gündüzalp’i onlardan ayırdılar ve akıllarınca kendilerine sakladılar. Lâkin kendi sefil siyasetlerini Zübeyir Ağabeye mal etmek için ondan nakledilebilecek bir söz, bir delil, bir vak’a yoktu; bu iş hatıra uydurmakla da baş edilebilecek kadar basit bir mesele değildi. İşte bu açığı genel bir isimlendirme ile, “Zübeyrî çizgi” adı altında örterek sapık fikirlerini bu etiket altında Nur talebelerine pazarlamak istediler.

***

Risale-i Nur’un hizmetini muvakkat dünya cereyanlarının menfaatlerine tâbi kıldılar, bunun adına “Zübeyrî çizgi” dediler.

Kendi partizanlıklarına âlet olmayan kardeşlerine her türlü yaftayı yapıştırdılar, buna “Zübeyrî çizgi” dediler.

Üstad’ın bütün hayatı boyunca takip ettiği ideali gerçekleşip de devlet Risale-i Nur’a sahip çıktığında, Üstad’ın vasiyetini engellemek için “Risale-i Nur yasaklanıyor” yaygarasıyla yeri göğü inlettiler, buna “Zübeyrî çizgi” dediler.

Çıkarları kendi çıkarlarıyla örtüşenlerin peşine takılmakta ve onların en âdilerine yardakçılık etmekte bir beis görmediler, bunun da adına “Zübeyrî çizgi” dediler.

“Allah için muhabbet, Allah için buğz” düsturunu terk edip “siyaset için muhabbet, siyaset uğruna husumet” ilkesini benimsediler, buna “Zübeyrî çizgi” dediler.

Hangi nifak çetesinden menfaat gördülerse peşine takıldılar. Hangi din düşmanı, hangi vatan haini onların siyasî hasımları olan ehl-i İslâm’a karşı bir duruş sergilediyse alkışladılar, savundular, desteklediler. Kinlerini Müslümanlara saklayıp muhabbetlerini cömertçe Allah’ın düşmanlarına dağıttılar. Bu çanak yalayıcılığın adına da “Zübeyrî çizgi” dediler.

Dedeleri yaşındaki edep ve fazilet timsali Üstad yadigârlarını edepsizlikle suçlayıp onlara edep dersi vermeye yeltenecek kadar çukurlaştılar, bu hayâsızlığın adına da “Zübeyrî çizgi” dediler.

Şeytana melek deyip  rahmet okudular, meleğe şeytan deyip lânet okudular, yine “Zübeyrî çizgi” dediler.

Onların lügatinde “Zübeyrî çizgi” her türlü mel’anetin üzerini örten bir yorgan oldu.

Bu suretle, sadece Risale-i Nur mesleğine ihanet etmekle kalmadılar, aynı zamanda, bu ihaneti Zübeyir Gündüzalp gibi bir Nur kahramanına yakıştırmak suretiyle, o aziz insanın hatırasına da hıyanet ettiler.

***

Evet, Zübeyir Gündüzalp, bütün ömrünü Risale-i Nur hizmetinin sıhhat ve istikameti için feda etmiş emsalsiz bir Nur kahramanı idi.

Ama o istikamet ve sadakat mücadelesini Üstad’ın diğer talebelerine karşı vermedi.

Onun mücadelesi, bu hizmete dışarıdan birtakım cereyanları aşılamak ve bu hizmeti bazı firavunmeşrep şahısların menfaatlerine tâbi kılmak isteyen hıyanet erbabına karşı idi:

Tıpkı Üstad’ın diğer talebe ve vârislerinin yaptıkları ve halen yapmakta oldukları gibi.


Ahmet Ekrem Bedük 4 yıl

Yuzbin kere maşAllah ve barekAllah .içten içe kayniyordum.cevabın bizi rahatlattı Umit kardeşim.Allah hayırlı sağlıklı ömurler versin.seni candan kucakliyorum.

bendenur 4 yıl

BİN BAREKALLAH...

Tahir Kaplan 4 yıl

"Zübeyr'i Çizgi" Diye bir çizgi zaten yok.

Allah için muhabbet, Allah için buğz” düsturunu terk edip siyaset için muhabbet, siyaset uğruna husumet” ilkesini benimsediler, buna Zübeyrî çizgi” dediler.Sapık fkrlerine Zübeyri çizgi dediler demenizde çok büyük bir yanlış.ALLAH sizi ıslah etsin.

Hasan baran 4 yıl

Ifrat tefrit dengesi çok zor siz ümit şimşek de risalelere kalem karıştırıp diyanet basim işine ulaştınız ve ustad a ihanet etti niz ama bu tür ikazlari duyunca bir kere olsun nefis muhasebesi yapmadınız risalelere lugat eklenir mi ya da önsöz bu soruyu kendinize sormadiniz

Hasan baran 4 yıl

Hüsnü bayrama abinin son lugat la ilgi li sert açıklamalarında hiç üstünüze bişey almadınız dimi umit bey

sadi tugcu 4 yıl

Tahir kaplan kardeşimiz yazıyı anlayamamis. Ümit Beyi tebrik ediyorum. İçimizden geçenlere tercüman olmuş. Risale-i Nurlardan inhiraf eden bir şahsın kendine meşruiyet kazandırmak için erken yaşta ahirete giden agabeyimizi referans göstermesi acınacak bir hamakattir. O şahıs hayatındaki Zübeyr agabeye sıkıntı cektirmistir. Eski Ağabeyler bunları biliyorlar. Zübeyr Ağabey hayatta olsaydı onları yapamazdi.