Ünlü tiyatrocu Tanülkü hapishanede Bediüzzaman'ı okudu Kendisi de yıllarca hapishanede kalan tiyatrocu Turgay Tanülkü, "Bediüzzaman’ın kavgalarını, içeride ve dışarıda uğraşlarını okudum" dedi. Tanülkü'nün Bediüzzaman'dan etkilendiği hapishane anılarını anlatırken kullandığı ilgili sözleri şöyle: Hayatı cezaevleri, sürgünler, zehirlenmeler, ev hapisleri, taciz ve hakaretlerle geçen bir âlim Bediüzzaman. Cezaevlerinde kaldığı zamanlarda hapishaneyi bir medreseye çevirerek asayişin muhafaza edilmesine vesile olmuştur. Hatta kendisinin de ifade ettiği gibi, cezaevlerinde çok büyük suçlardan kalan insanlar Risale-i Nur dersleri sayesinde bir tahtakurusunu dahi incitemeyecek hassasiyete sahip olmuş. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Aydın sözcüğünü farklı kullanan bir ülkedeyiz biz. İşte gerçek aydınlık bu. Peygamberimiz de bunu emir buyurur, âlimler de. Böyle yaklaşımların doğru olduğuna inanıyorum. Siyasî yapılaşmayı görmeden, bu ülkenin fertleri olduğu için, bu tip insanları ben zaten her zaman saygıyla anarım. Meselâ din adamlarımız var cezaevlerinde. Onlar da her hafta mahkûmlarla toplanıp konuşur. Ve hakikaten kendini bu vesileyle toplayan birçok mahkûm gördük. Bizim sosyal proje dediğimiz tiyatro da direkt insanın ruhuyla ilgilenir. İnsanî ruhu yakalayamazsan zaten bu mesleği yapamazsın. Aydın din adamları da bu. Artı zulmü gören kişiler zulüm görenleri daha iyi anlar. Dolayısıyla Bediüzzaman’ın kavgalarını, içeride ve dışarıda uğraşlarını okudum. Çok saygı duyuyorum. Ben yapı olarak hep her iki kültürde büyüdüm. Ailemizin bir kısmı Alevî gruptu, bir kısmı Sünnî gruptu. Ama biz diyorduk ki, ortak bir nokta var. Üstad Hazretleri’nin de dediği gibi; “Peygamberiniz bir, dininiz bir, kıbleniz bir bir bir yüze kadar bir, bir. Sonra köyünüz bir, devletiniz bir, memleketiniz bir, ona kadar bir, bir...” Evet. Onun için kabullenirim herkesi. Din konusunda hakaret boyutuna gelmedilerse gülümserim. Ama hakaret noktasına getirenlere karşı da dik durmayı bilirim. Kendi kendime şükrederim ben. Şükür namazı kılarım, kimseye de göstermem bunu. Çocuklarımın bazıları yakaladı beni, sordular “Baba ne yapıyorsun bu saatte?” diye. Bunu ben kendimce cezaevindeyken de yapıyordum. Herkesin bir dünya görüşü vardır ve inancı vardır. Dünya görüşü inancına ters düşemez. İnanırsın ve dünyayı görürsün. En büyük düstur benim için: “Kul hakkıyla Allah’ın karşına çıkmamak.” Kaynak: Yeni Asya (N.Nur Ener)