“Sadeleştirme” adı altında tahrif edilen Risalelerin basım ve yayımı durduruldu.

Kaynak Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı İmran Okumuş, holdinge bağlı 148 mağaza ve tüm depolardaki “sadeleştirilmiş” Risalelerin toplatılması ve basımlarının durdurulması için talimat verdi.

Okumuş, “Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin ve talebelerinin hukuku benim için herşeyin üzerindedir. Üstadı ve talebelerini rencide edecek hiçbir tasarrufa bundan böyle Kaynak Holding bünyesinde asla meydan verilmeyecektir” dedi.

Ak Parti Isparta milletvekili Said Yüce, bu haberi Facebook’taki hesabından duyurdu. “Sadeleştirme” adı altında tahrif edilmiş Risale basımının tekrar başladığı yolundaki haberler üzerine, Said Yüce Kaynak Holding Yönetim Kurulu Başkanı İmran Okumuş’a bir mektup yazarak bu tahrifata engel olunmasını istedi. Yüce, mektubunda şöyle dedi:

Değerli İmran Bey,

 

Telefonda bahsettiğim Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin eserleri Kur’an Tefsiri olan “Risale-İ Nur’lar”ın; FETÖ örgütü tarafından 2012 yılından itibaren “sadeleştirme” da altında aslında “sahteleştirilip”, tahrif edildiği görülmüştür.

 

Bu eserler üzerinde hiçbir maddi ve manevi hakkı olmayan “sözde cemaat” ve şirketleri; Bediüzzaman Hazretlerinin eserlerini tahrif etmişlerdir. Haksız ve hukuksuz yere basıp dağıtmaktadırlar.  Eser sahibinin ve eserlerinde isimlerini açıkça zikrettiği, bugün de bir kısmı hayatta olan manevi mirasçıları talebelerinin hiçbir şekilde rızası olmadığı bu “aslından bozulmuş” yayınların:

 

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 71 nci madde uyarınca;

 

Bir eseri, icrayı, fonogramı veya yapımı hak sahibi kişilerin yazılı izni olmaksızın işleyen, temsil eden, çoğaltan, değiştiren, dağıtan, umuma ileten, yayımlayan ya da hukuka aykırı olarak işlenen veya çoğaltılan eserleri satışa arz eden, satan, kiralamak veya ödünç vermek suretiyle ya da sair şekilde yayan, ticarî amaçla satın alan, ithal veya ihraç eden, kişisel kullanım amacı dışında elinde bulunduran ya da depolayan kişi hakkında bir yıldan beş yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur

 

şeklindeki kanundaki ifadede “değiştiren” hükmü mucibince

-Basımı ve dağıtımının durdurulması,

-Perakende mağazalardan ve depolardan toplattırılması

Mümkünse sorumlularının cezalandırılması,

 

için gereği konusunda hassasiyetiniz Bediüzzaman Hazretlerinin maddi ve manevi mirasçıları, tüm dünyadaki samimi Nur Talebeleri, efkar-ı amme tarafından sevinçle karşılanacaktır.

Selam, dua ve muhabbetle.

Bu müracaat üzerine cereyan eden gelişmeleri de Said Yüce Facebook’taki hesabından şu şekilde duyurdu:

Sayın Okumuş ile az önce de telefonla tekrar görüştüm. Kendisinin bana verdiği bilgiyi aynen aktarıyorum:

 

Holdinge bağlı 148 mağaza ve tüm depolardaki “sadeleştirilmiş” Risalelerin toplatılması ve basımının durdurulması için kesin talimat verdim.

 

Bundan sonra da hiçbir şekilde “sadeleştirilmiş” Risale basılmayacaktır. Şundan kesin olarak emin olunuz:

 

Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin ve talebelerinin hukuku benim için herşeyin üzerindedir.

 

Bediüzzaman’ı ve sevenlerini rencide edecek hiçbir tasarrufa bundan böyle Kaynak Holding bünyesinde asla meydan verilmeyecektir.

Kadir 5 yıl

Kaynak Holding bu kadar hassas ise neden yıllardır basiyordu. Agabeylerin hatırı varsa beyanida vardı. Hiç mi görmedi duymadi.? Ortada Maddi bir kaygı var sadece. Kaynak Holding bundan haberdardı zaten.

Volkan 5 yıl

Allah razı olsun.

Kamil TunogluKadir 5 yıl

Kadir bey kaynak holding yakin zamana kadar Fetoş orgutunun elindeydi.Simdi Kayyumda..Imran bey de bu holdingin tepe yoneticisi..anladinizmi

Hatice Ören 5 yıl

MaşAllah elhamdülillah

Hasan baran 5 yıl

Güzel tezgah demedi demeyin

Hasan baran 5 yıl

Biz basalim sen de mani ol ismin yucelsin tiyatrosu.

insan 5 yıl

“Kalemleriniz, şahs-ı manevînin parmaklarıdır.” (Bediüzzaman)

Bu piyes, Risale-i Nur’un devlet tekelinden kurtularak hürriyetine kavuşması mücadelesinde tek başına bırakıldığı halde, taş atana gül atar misâli, gelen bütün yıpratıcı tenkit ve ithamları sabırla göğüsleyerek, hak bildiği yolda büyük bir feraset ve basiretle mücadelesine devam edip Risale-i Nur adına bir tarihî zaferin daha kazanılmasına vesile olan bahtiyar Yeni Asya Camiası’na ithaf edilmiştir. 

- Ne eğilmez baş, ne kısılmaz sesmiş bunlar yaa... Oğlum Tahsinnnnn!

- Geldim reis.

- Oğlum bunları nasıl alt edeceğiz ha? Nasıl keseceğiz bunların sesini? Yaa adamlara baksana, bir avuçlar, ama sanki ensemizde soluyorlar, attığımız her adımı takip ediyorlar, düşündüğümüz her planı boşa çıkarıyorlar. La oğlum bunların ajanları mı var yoksa? Yoksa sen misin haa, söyle bakim!

- Olur mu abi!?

- Yok yok! Bunlar mutlaka bir yerlerden haber alıyor olmalı. Yoksa bu kadar olmaz ki. Kâhin midir, müneccim midir nedir bunlar yaa. Adamlar hiçbir zokayı yutmuyor... 1980 İhtilâli’nde de böyleydi bunlar. Pek çok grubu kandırdığımız halde, bunlar komünistlerle aynı safa düşmek pahasına anayasa referandumunda “Hayır” dediler.

......

- Aha buldum.

- Hayırdır, ne buldun reis?

- Tamam, bunların can damarını keseceğiz.

- Can damarını mı? Nasıl yani, cinayet suikast falan mı?

- Hayır hayır oğlum, düşünsene, bunların tek sermayesi ne?

- Bilmem...

- İyi düşün...

- Heee, şimdi anladım. Risale-i Nur... Eee?

- İşte o can damarlarını keseceğiz.

- Abi hiçbir şey anlamadım. Ne dediğinin farkında mısın? Bugüne kadar senin ağa babalarının yapamadığını yapmaktan söz ediyorsun.

- Sus lann.. Ağa babalarıymış. Biz neyiz burda. İskele babası mı?

- Estağfirullah abi. Onu demek istemedim.

- Ya ne dedin?

- Abi, bu Risale-i Nur. Bugüne kadar önünü hiçbir şey alamamış. 2000 mahkemede beraet etmiş. Nurcular desen öyle. Defalarca mahkemelere sevk edilmişler, defalarca tutuklanmışlar, yeri gelmiş ortadan kaldırılmışlar! Ama bütün bunlar adamlara sanki taze kan olmuş.

- Bu sefer başka oğlum.. Bu sefer kurtuluşları yok...

- Ne yapacaz abi?

- Dedim ya, can damarlarını kurutacağız. Risalelerini alacağız ellerinden!

- Nasıl yani abi? Milyonlarca baskısı var bunun, al al biter mi?

- Biteer, biter... Hem de nasıl! İşte senin ağa baba dediklerinin yapmadığını yapacağız. Risalelerin yayın hakkını devlet tekeline alacağız.

- Nasıl yapacağız abi bunu?

- Önce bandrol verilmeyecek eserlere. Zaten verilmesi hata. Said Nursî ölmüş. Bunlar kanunî varislerinden değil ki? Onlarca yayınevi onun yasal varisi olmadığı halde Risale-i Nur basmak için bandrol almıyor mu?

- Evet.. 

- Ama artık alamayacaklar.

- Peki 50 senedir yapılamayanı biz şimdi nasıl yapacağız?

- Onun da kolayı var. Göreceksin, Risale-i Nur’u kendi elleriyle devlete teslim edecekler.

- Nasıl olacak bu yaa?

- Devlet Risale-i Nur’u sahiplenecek!

- Sahiplenecek mi?

- Aynen öyle.

- Eserleri koruma altına alacak! Memleket kültürü açısından önemi haiz eserlerin devlet koruması altına alınmasıyla ilgili kanunda yapılacak ufak bir değişiklikle halledilecek bu. Koruma süresi bitmeden önce kanunî varislerinin izni alınarak kamulaştırılacak yani.

- Ya izin vermezlerse?

- Orası kolay oğlum. Eserler basılmayacak değil yaa. Bedeli ödenmek şartıyla Diyanet basacak bunları meselâ...

- Abi hepsi tamam da... Madem biz bu eserlerin basılmasını istemiyoruz, o zaman neden devlet eliyle basmaya çalışıyoruz? 

- Tahsinnnn. Oğlum devlet bugün basar, yarın ne olur?

- Ne olur abi?

- İşte orası meçhul!!! Bizim amacımız da bu ya zaten... İşi meçhule sokmak... Uğraşsınlar dursunlar ondan sonra. Hem bu arada eserlerin yayın hakkı devletteyken Nurcular da, Risaleler de bizim kontrolümüzde olacak. Madem bugüne kadar önünü alamadık. O zaman biz de kontrol altına alalım değil mi?

- Yamansın valla abi! Şeytana pabucu ters giydirirsin.

- Ne şeytanı oğlum. Şeytan da kimmiş!

***

(Günler sonra....)

- Reiiis! Reiiiiis! Reiiiis!

- N’oldu oğlum, ne bağırıyorsun sabah sabah!

- Reis gördün mü manşeti?

- Ne var oğlum manşette?

- Baksana abi, “RİSALELER DEVLETLEŞTİRİLEMEZ” (10 Nisan 2014)

- Vayy anasını lann.. Nerden uyandı bunlar hemen böyle?

- Ne bileyim abi?

- La oğlum bak sen beni şüphelendiriyon haa. Ajan mısın sen yoksa, çabuk söyle! Sıkarım bakk!

- Abi kurbanın olam. Olur mu öyle şey? Senin dizinin dibinden yıllardır ayrılmayan kölenim ben abi!

- (Reis ayağa kalkar ve ileriye bakarak) Vayy vayy vay.. Nedir bu yaa? Adamlar avaks gibi lan!! Nasıl hemen böyle yorumlar çıkartıyorlar. Altı üstü hukukî boşluktan kaynaklanan bir durumla bandrol verilmedi henüz sadece.

- Abi sen ne diyorsun, bak bu adamlar kaç gün önce ne yazmış?

- Ne yazmışlar?

- “Artık Risale-i Nur’a Kültür Bakanlığı sahip çıkacak ve ‘korsan’ Risale yayınlarına da, Külliyatın sadeleştirilmesine de engel olacak” haberinin müjde şeklinde sunulmasına bile ihtiyatla yaklaşmışlar.

- Allah Allah! Ne demişler?

- “Risale-i Nur devletleştirilemez ve Üstadı doğru anlayan hiçbir Nur Talebesi, hiçbir haklı mesnedi olmayan böyle bir projeye destek veremez.” diye yazmışlar abi..

- La oğlum, bunlar hakkaten hiçbir zokayı yutmuyor ya...

(Reis yine ayağa kalkar ortalıkta dolanır, bir süre düşünür ve: )

- Yeni Asya haa.. Adamlar hakkaten koca bir Asya gibi çalışıyor! Sanki bütün Asya’yı, bütün İslâm dünyasını arkasına almışlar gibi yazıyorlar, yayın yapıyorlar.

- Aynen öyle abi. Çok doğru söyledin.

- Sus lan! Doğru söylemişim..

- Abi bak, bir de ne yazmışlar?

- Ne yazmışlar?

- “Risale-i Nur ümmetin malıdır” diye Diyanet İşleri Başkanının ağzından haber yapmışlar..

- Bak şunlara sen.. La oğlum bunlar kaç kişi yaa? Eti butu nedir bunların? Nasıl böyle yayın yapabiliyorlar! Sonra nereden alıyorlar bu cesareti? Kim bunlar yaa?

- Abi sen dedin ya demin.

- Ne dedim oğlum?

- “Yeni Asya” dedin ya abi. Bunlar (heceleyerek):

“Ye-ni- As-ya!

Yani 46 YILDIR 

HİÇBİR ZOKA YUTMAYAN 

YENİ ASYA!!…”

Hasan baran 5 yıl

Nurun yeni baskumandani Said Yüce! yuceltin bakalım şişirilen enaniyetler sonra nasil patliyor bu oyunda bitecek ama mudakkik olmayan bicok insan imtihanı kaybedecek feto nun müritleri gibi eee cennet ucuz değil.