Diyanet İşleri Başkanı; Bizler Nurların neşrini büyük bir lütuf görüyoruz
 Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin talebesi ve mutlak vekili ve Hizmet Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Hüsnü Bayramoğlu, beraberinde Hizmet Vakfı İcra Kurulu Üyesi ve Türk-Filipin Dostluk Vakfı Başkanı Dr. Mehmet Rıza Derindağ ve Ak Parti Yozgat Milletvekili Opr. Dr. Ertugrul SOYSAL ile beraber TBMM başkanı İsmail Kahraman ve Diyanet İşleri başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’i makamında ziyaret etti.Diyanet İşleri Başkanımız ile yaptıkları samimi sohbet ve mütalaalarda Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ehemmiyeti, alem-i İslam’da ittihad, Türkiye gündemi, Risale-i Nurların neşri, Din Şurası gibi konular müzakere edildi. Diyanet işleri Başkanımız; “Bediüzzaman Said Nursi gibi bir İslam kahramanı ve son asrı nurlandıran Risale-i Nur gibi eserlerin Fetö ile şöyle veya böyle karıştırılması, her şeyden evvel bizi üzmekte ve ilk tepkiyi biz göstermekteyiz. Sizleri temin ederim ki, hatta bu son Avrasya Din Şurasında Rusya gibi bazı bölgelerde Risale-i Nurları onlarla karıştıran bazı kesimler olduğunu duyunca gerekli ikazları yapmakla kalmadım, birebir toplantılarda Risale-i Nurları anlattım. Bizler Nurların neşrini büyük bir lütuf görüyoruz ve bundan sonrada bu projemizi devam ettireceğiz. Bu konuda hiçbir endişeniz olmasın. Yabancı lisandaki eserlerle alakalı da bir çalışmayı beraberce yapalım. Ne gerekiyorsa onu biz de kurum olarak destekleyelim” ifadelerinde bulundular. Ve “Fetö Terörünün sadece Anadolu değil bütün İslam alemine darbe vurduğunu” ifade ederek Münafıklar Bahsinin neşrinin gayet yerinde olduğunu söylediler.
Akabinde Diyanet İşleri Başkanımız, Hüsnü Ağabeyden Risale-i Nurdan bir bölüm okumasını rica ettiler, Hüsnü Ağabey de Münafıklar Bahsinin başından şu kısmı okudular...

    Evvelen nifakın birinci cinayeti olan huda’a ait ﻳُﺨَﺎﺩِﻋُﻮﻥَ den ﻳَﻜْﺬِﺑُﻮﻥَ ye kadar yedi cümleye terettüp eden müteselsil neticeleri nazara almak lâzımdır:

    1- Allah’ı kandırmak gibi muhal bir şeyin talebinde bulunduklarına tahmik edilmişlerdir.

    2- Menfaat niyetiyle kendilerine zarar dokundurmak için tesfih edilmişlerdir.

    3- Menfaati mazarrattan tefrik edemedikleri için, techil edilmişlerdir.

    4- Tıynetleri pis, sıhhatlerinin madeni hasta, hayat menbaları ölmüş ve saire gibi rezaletleriyle terzil edilmişlerdir.

    5- Şifanın talebiyle marazlarını tezyid ettiklerine tezlil edilmişlerdir.

    6- Elemden maada bir şeyi intac etmeyen koyu bir azap ile tehdit edilmişlerdir.

    7- İnsanlarca alâmetlerin en çirkini olan kizb ile teşhir edilmişlerdir. İşarat-ül İ’caz[Y] – 93

    Daha sonra bu örgütün müntesiblerini rüyalarla aldattıklarından bahsedince de 28. Mektuptan rüya bahsini okuduk. İnşaallah yakın bir zamanda Nurların neşri bi-tamamiha Diyanet Riyasetince itmam olunacağı müjdesini verdiler ve eklediler: “Ben yurtdışından gelen bilhassa bilad-ı arap ve diger alem-i islamdan gelenlere hep dedim ve diyorum: ‘Sizler muhakkak Risale-i Nuru okuyun, hakikaten fevkalade ihtiyaç var bu eserlere, gittiginiz memleketlerde neşredin’ tavsiyesinde bulunuyorum.”

Daha sonra Hüsnü Ağabey kendi kaleme aldığı bir mektubu takdim edince, orada seslice okuttu ve gözleri nemlenerek, “Üstadımız da böyle lahikalar neşredermiş, şimdi bu lahika aynen o mana ve ruh ile yazılmış bir mektup olarak kabul ediyorum, aynı üslub, aynı letâfet. Ağabeyler zaman zaman böyle mektuplar gönderirlerdi.” diye ifade ettikleri mektubun bir kısmını leffen buraya da ekliyoruz:

 Pek Muhterem ve Muazzez Diyanet Reisimiz Prof. Dr. Mehmed Görmez Hocamız;

Evvela sizlerin ve alem-i islamın Hicri seneyi devriyelerinizi ve Muharrem ayınızı tebrik ediyor, hizmetlerinizde muvaffakiyetler diliyor, cinnî ve insî şeytanların şerlerinden muhafaza olunmanıza dualar ediyoruz.

Başkanlığa geldiğiniz günden bugüne kadar, Türkiye’mizin en hassas ve fevklade nazik bir devresinde, vazifenizde göstermiş olduğunuz demir gibi sebat ve tam ihlas ve fedakarane gayret ve bütün alem-i islam’a muavenet ve sahabetiniz ve hususan Nur külliyatına yapmış olduğunuz hizmetleriniz her türlü tebrik ve takdirin fevkınde minnettarlığı icab ettiriyor.

Bu vesile ile Üstadımızın Diyanet Riyaset Dairesi ile alakalı şu ehemmiyetli fıkralarını nazar-ı dikkatinize arzetmeyi münasib gördük ki Üstadımız buyurmuş;

    “.. elbette Diyanet Dairesi Nurları himaye etmek hakikî bir vazifesidir. Diyanet Dairesi, Meşihat-ı İslâmiye gibi yalnız Türkiye’nin din muallimi değil, belki umum âlem-i İslâma Meşihat-ı İslâmiye yerine alâkası, nezareti, münasebeti var. Âlem-i İslâm o Diyanet Dairesine karşı tam hüsn-ü zan etmek, su-i tevehhüm etmemek, hususan bu zamanda ziyade lüzumu var. Hem de Türkiye ile ittifak etmeyen İslâmî hükûmetlerde o mübarek daireye karşı su-i tevehhüm gelmemesine büyük bir vesilesi olan ve âlem-i İslâmın her tarafında belki Avrupa’da takdire mazhar olmuş. Risale-i Nur o Diyanet Dairesini, hem şerefini muhafaza ediyor, hem âlem-i İslâm’a karşı o dairenin bir eseri olarak intişarı gayet lâzım ve zarurî olduğunu, bu noktayı ehl-i vukuf tam nazara alsınlar. Onun için bîçare Said Nursî ve Nur talebelerinden yüz derece ziyade Diyanet Riyaseti âzaları, hocaları alâkadar olmak lâzım. Tâ ki, Risale-i Nur dinsizlerin taarruzlarına karşı muhafaza ve himaye edilsin. Mükerrer beraetler verildiği halde intişarına mâni olan desisecileri susturmak lâzım...

Said Nursî

 

Ve hem Kastamonu Lahikasında;

    “Mühim bir hakikatı bu hakikat münasebetiyle bu zamanda ehl-i medreseye ve hocalara taallûk eden bir mes’eleyi beyan ediyorum. Şöyle ki

    Eski zamandan beri ekser yerlerde medrese tâifesi, tekyeler taifesine serfüru’ etmiş; yani inkıyad gösterip onlara velâyet semereleri için müracaat etmişler. Onların dükkânlarında ezvak-ı îmaniyeyi ve envar-ı hakikatı aramışlar. Hattâ medresenin büyük bir âlimi, tekyenin küçük bir velî şeyhinin elini öper, tâbi olurdu. O âb-ı hayat çeşmesini tekyede aramışlar. Halbuki medrese içinde daha kısa bir yol hakikatın envarına gittiğini ve ulûm-u îmaniyede daha sâfi ve daha hâlis bir âb-ı hayat çeşmesi bulunduğunu ve amel ve ubudiyet ve tarikattan daha yüksek ve daha tatlı ve daha kuvvetli bir tarîk-i velâyet; ilimde, hakaik-i îmaniyede ve ehl-i sünnetin ilm-i kelâmında bulunmasını, Risale-i Nur, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan’ın mu’cize-i mâneviyesiyle açmış, göstermiş; meydandadır.

    İşte, Risale-i Nur’a herkesten ziyade kemal-i şevk ile tarafdârâne ve müftehirane medrese tâifesinden olan ulemaların koşmaları lâzım ve elzem iken, maatteessüf, daha medrese ehlinin ekseri, kendi medresesinden çıkan bu âb-ı hayat çeşmesini ve bu kıymettar bâki hazinesini tanımıyor, aramıyor, muhafaza edemiyor. Lillâhi’l-hamd, şimdi tam tamına başladılar. Sözler Mecmuası, hem hocaları, hem muallimleri nurlara çekti.”

Bu vesile ile tekrar evvelen Zat-ı Alinizin ve saniyen Memleketimiz ve tüm İslam aleminin Hicri sene-yi devriyesini tebrik ediyor, Hz Hüseyin Efendimiz başta olmak üzere bütün şühedamızı rahmetle yâd ediyor, İslam coğrafyasında akan kanın son bulmasını, Müslümanlar arasında muhabbet ve uhuvvetin ve ittihad-ı islamın hâkim olmasını bar-ı gah-ı Kibriyadan niyaz ediyoruz.

Hz. Bediüzzaman Said Nursi’nin talebesi ve hizmetkarı

Hüsnü Bayramoğlu
Anahtar Kelimeler:
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.